Sahilimizdeki plastik atıklar konusunu geçtiğimiz yaz gündeme getirmiştim.
Yazmadan önce,
*Çevre Müdürü,
*Turizm Müdürü,
*Sahil Güvenlik Komutanı başta olmak üzere
Konuyla ilgili, ya da bilgisi olabilecek birçok kişi ile görüşmüştüm.
Ayrıca Suriye ve Lazkiye’deki çöp imha tesislerini araştırmıştım.
Tüm bilgilerin ışığında bir köşe yazısı yazmıştım.
Bu yıl yine bazı yerel ve merkezi hükümet yetkilileri ile görüşüp, birkaç kez çözümleri de belirterek yazdım.
Peki şimdi durum nedir?
Üzülerek görüyorum ki konuyu ele alan bazı akademisyenler, kent yazarları, çevreciler ve sosyal medya takipçileri, somut durumu saptırarak farklı yönlere çekiyor ve çözüm için yol açmak yerine, adeta çözümsüzlük üretiyorlar.
Bazıları ise çözüm aramıyor; bu sorunu bahane ederek kendilerince meseleyi gündelik siyasetin geveze diline malzeme yapıyor .
Kimileri hükümeti, kimileri yerel yönetimleri, kimileri gemileri suçluyor.
Siyasi bir beklentisi olanları, kör çevrecilik anlayışını yansıtanları, kendi reklamlarını yapanları acı bir tebessümle seyrediyoruz.
Kente katkı vermiyorlar, hatta çözümü engelliyorlar.
Oysa konu somut ve acildir; başka hesaplara oynamanın da gereği yoktur.
Varsa bilginiz, sorunun çözümüne bir cümleyle olsun katkınız olacaksa:
*Atık Geri Dönüşümü
*Sintine gemisi olmayan Liman
*Yük gemilerinin çöpleri
*Lazkiye çöp imha tesisleri
*Seyhan nehri üzerindeki işletmeler
*Adana Belediyesi tesisleri
*Denizi çöp kutusu yerine kullanan halkımız… için eleştirel tespitler ve çözüm önerileri geliştirelim. Bu saydıklarımın her birisi, farklı ölçülerde, plastik atıkların neden olduğu deniz kirliliğinin sorumlusudur.
Her birinin kirlenmedeki payını analiz ederek çözüm üretebilir, yetkilileri kendi konularında uyarabilir, göreve davet edebilirsiniz.
Fakat farklı hesaplarla, bunlardan yalnızca birini neden gösterirseniz, “ eksik doğru en tehlikeli yalandır “ sözü gereğince, işin başında çözümü engellemiş olursunuz.
Aslında Mersin’in gelişememesinin, çok somut sorunların bir türlü çözüme kavuşmamasının ana sebeplerinden biri budur.
Ortadaki bir somut meseleyi her birimiz bir ucundan tutuyoruz; herkes kendi hesabına göre gerçeğin bir parçasını öne çıkarıp oradan çözüm öneriyor; konuyu bütünlüğü içinden kavrayıp çözüm aramak yerine kendi kadrajına sıkışıp kaldığı için de verimsiz bir tartışma sürüp gidiyor.
Sonuç mu?
Ortak fikirde buluşamamak, bir birlik sağlayamamak, kentin lobisi olabilecek hiçbir oluşumun olmaması, STK ların yalnızca kendilerini gösteren bir vitrin olarak kullanılması … ve tüm bunların sonucunda zengin bir hazinenin üzerinde oturan kentte sürüp giden kısır çekişmeler, verimsiz çalışmalar, yazışlar ve konuşmalar!
Hiç olmazsa bu kez; plastik atıklar sahillerimizi kirletmiş haldeyken somut durumu görelim; nedenlerin bütününü birlikte analiz edelim; başka hesaplara malzeme aramadan bu acil sorunun çözümü için kim ne yapacaksa onu işaret ederek çözüm önerelim. Bu güzelim kenti kör hesaplara, kısır gösterilere alet etmeyelim; ve unutmayalım: Mersin’in, Mersinlilerin geleceği, kaderi bizim seçimlerimize bağlıdır. Bazı sorunlar ertelenemez, siyaset üstüdür ve ortaklaşa bir iradeyle çözülür.
Denizlerimizdeki plastik kirliliği gibi somut bir sorunu, bütün bileşenleri dikkate alarak analiz edelim, çözüm önerelim ve ilgili kurum ve kuruluşlara, işletmelere baskı oluşturalım.
Konuyu yakından izleyeceğim, gelişmeleri ilgililerle ve yetkililerle görüşmeyi sürdürerek siz okurlarımla paylaşacağım.
Umarım ve dilerim bu kez kentimize, insanımıza, ve hayata lâyık biçimde ortaklaşa bir çözümde başarılı oluruz.
HARUN ARSLAN….19 Temmuz 2026