Son günlerde sahillerimizde önemli bir deniz kirliliği görüyoruz.
Genelde plastik parçaları tüm sahili kaplamış durumda…
Geçtiğimiz yıl da benzer bir kirlenmeye tanık olmuştuk.
Konuyu Sahil Güvenlik Komutanımız ve Çevre Müdürümüz ile görüşmüştüm.
Öncelikle bu konuda bir yanlış düşünceye dikkat çekmek istiyorum:
Söz konusu plastik kirliliğin limana yanaşan gemilerden, küçük teknelerden atılan ve sahilde halkımızın bıraktığı çöpler nedeniyle oluştuğu sanılıyor.
Önceki yıllarda sıklıkla Mersin’e bir sintine gemisi alınması gerektiğini yazdım; ama ne yazık ki henüz Mersin’de bir sintine gemisi yok. Dolayısıyla, gemi çöpleri yeterince yerinde toplanamıyor.
Bunun sonucunda da birçok gemi çöplerini denize boşaltıyor!
Bu arada birçok özel tekne de, çöplerini sahile getirmek ve uygun koşullarda defetmek yerine, olduğu gibi denize denizde bırakıyor!
Yazılan cezalar ise yeterli gelmiyor; çoğu da gözden kaçıyor.
Bu noktada, yetkili kurumların denetimlerini arttırmalarından başka çare yok.
Bakınız, daha az gemi trafiği olan Antalya’da sintine gemisi var; ama Mersin’de yok
Belediyemizin de bir sintine gemisi alacağı günleri bekliyoruz.
* * *
Ama, asıl şunu anlatmaya çalıştığım şeyi baştan söyledim: Sahillerimizdeki ağır plastik kirliliğini nedeni, gemilerden ve küçük teknelerden atılan çöpler değildir.
Geçen yıl da bu kirliliğin akıntı yoluyla Suriye’den gelebileceğini düşünmüştüm.
Bu yıl konuyu derinlemesine araştırdım ve gerçek durum ortaya çıktı.
Özetle sorun şudur :Lazkiye ve çevresindeki plastik fabrikaları atıklarını doğrudan denize bırakıyorlar; çöpe dönüşmüş atık plastikler denize karışıyor; Doğu Akdeniz’deki akıntı sistemi ile bu plastik atıkları Türkiye sahillerine geliyor.
Savaş nedeniyle Lazkiye’deki fabrikaların atık yönetim kapasiteleri kısıtlı olduğundan, plastik atıklar doğrudan denize bırakılıyor.
Bunu önlemek için yetkili kurumların Suriyeli yetkililerle temasa geçmeleri gereklidir.
Valilik, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Çevre Müdürlüğü, Turizm Müdürlüğü girişimlerde bulunabilirler.
Aslında en başta konu ile ilgilenecek kurum Mersin Deniz Ticaret Odası olması gerekir; ama biliyoruz ve ne yazık ki, bu kurum bugüne kadar konusunda kente hiçbir katkıda bulunamamıştır.
Yine üzülerek hatırlıyorum: Geçtiğimiz yıllarda Suriye Deniz Ticaret Odası Başkanı’nın da Mersin’de katıldığı bir toplantıya, Mersin Deniz Ticaret Odası’ndan kimse katılmamıştı!
Mersin’de her konuya karşı çıkan çevreciler mi?
Böylesine önemli bir konuda, sessiz kaldıklarını görüyoruz.
Kentimizin turizmini de etkileyecek bu çok önemli çevre sorunuyla ilgili olarak, yetkililerin acilen girişimlerde bulunmalarını ümit edelim.
Meseleyi yakından izlemeye devam edeceğim ve gelişmeleri değerli hemşerilerimle paylaşacağım.
HARUN ARSLAN….12 Mayıs 2026