Türkiye’de Belediye Başkanlığı zor zanaat kardeşim..
Belediye başkanlığı dediğin iş, kelimenin tam anlamıyla ateşten gömlek giymek demek. Çünkü bu makama gelirken önce genel merkezin olurunu almanız gerekiyor.Düne kadar bazı siyasi partiler adayını önseçimle belirliyor olsa da artık bu kurala uyan parti pek kalmadı. Aday adayı olursunuz ama aday olabilmeniz için genel merkezin yetkililerinin iki dudağı arasından çıkacak söz ve karar önemli.
xx
Diyelim ki aday gösterildiniz.
Seçimlere bazı yerlerde 3, bazı yerlerde 5, bazı yerlerde sayıları 10 kadar olan parti ve adaylar seçime giriyor. Sonuçta seçimi bir aday kazanıyor ve belediye başkanı oluyor.
Aday adayı olan kişi partiye kayıt yaptırırken kayıt parası ve yüklü miktarda bağış veriyor. Seçime gireceği bölgede, il ilçe veya belde teşkilatlarına yardım veriyor yada bağış yapıyor, partinin giderlerine katkı sağlıyor.
Yani cebi elindin çıkmıyor.
xx
Sonra aday olunca bastırılan afişler, bayraklar, flamalar şapkalar..
Sonra araçlarla gezilere katılanların araçlarının akaryakıt parası, destekçilerin öğlen ve akşam yemekleri, kahvehanelerde toplantı yapılıyorsa orada ısmarlanan çay – kahve- su paralarının ödenmesi sizden oluyor.
xx
Yanınıza çok sayıda ihtiyaç sahibi geliyor.
Kimisi çocuğuna ilaç parası; kimisi kitap - giysi parası istiyor.
Kimisi yakacak parası, kimisi kira yardımı istiyor.
Velhasılı velkelam gelenlerin ve partililerin istek ve ricaları bitmiyor.
Bunların yarısı bile dile gelse cebinizden binlerce lira para çıkıyor. Hatta milyonları bulan harcamalar yapıyorsunuz.
xx
Gün geliyor..
Ve Sandık kuruluyor. Seçim heyecanı bir yana, sandıkta yarışan 3-5 ; yada 8-10 aday varsa biri seçimi kazanıyor. Diğerlerinin yaptığı harcamalar boşa gidiyor.
Diyelim ki seçimi kazandınız.
Seçim sürecinde sizleri destekleyenlerin.. Sizin seçim harcamalarınıza bağışta bulunanların..
Mitinglerinize katılanların.. Araçlarıyla konvoy yapanların.. Söylemlerinizde slogan atanların.. Hatta alkış tutanların vs.vs..
Herkesin bir talebi olacak, istekleri olacak.
Siyasi olduğunuz veya siyasi bir makama seçildiğiniz için seçimlerde destek verenlerin belkide hiçbirinin isteğini, ricasını geri çeviremeyeceksiniz.
xx
Bugünün parasıyla bir seçim kazanmak için 100 milyon lira harcadınız diyelim..
Tarsus gibi bir ilçe belediye başkanının maaşı şu sıralar en yüksek 200 bin TL. ediyor. Bunu 60 aylık görev sürenizle çarparsanız karşınıza 12.5 milyon TL çıkıyor. Bunu yıllara göre enflasyon oranında artırın. 2. yıl 20 milyon, 3.yıl 30 milyon, 4. yıl 40 milyon ve son yılınızda 50 milyon TL belediye başkanlık maaşı aldınız diyelim. Aslında benim verdiğim tahmini bu rakamlar bile abartılı..
Diyelim ki rakamlar gerçek olsun.. Hatta iki katı düşünün.. Yani 100 milyon TL, beş yıl sonundaki rakam..
Siz seçilmeden bir yıl evvel çalışmaya ve paralarınızı seçimde harcamaya başladınız. Bağışlarla, desteklerle, cebinizden harcamalarla bu rakam 200 milyonu geçiyor dersek abartılı olmaz. Ama siz 5 yıl sonra belediye başkanı olarak 100 milyon TL bile kazanamıyorsunuz.
O halde böyle bir seçim yarışına niye giriyorsunuz Allah aşkına..
Bunu seçim önceleri hangi başkana sorduysam cevapları aşağı yukarı aynı..
“Halkıma ve kentime hizmet için”
Yada “Allah rızası için aday oldum”
Vay be.. Türkiye’de para kazanmak bu kadar kolay mı?
xx
Benim hesabım ve siyasi düşüncelerim böyle..
Hem milyonlarımızı çöpe atarak büyük riske gireceksiniz..
Hem de Belediye başkanı olunca ailenize, evinize vakit ayıramayacaksınız.
Çoluk çocuğunuzun elinden tutup parka, sinemaya yada okuluna götüremeyeceksiniz.
Eşinizin belki sadece senede bir gün doğum günü yada evlilik yıldönümünü kutlayabileceksiniz. Ama yılın 360 günü halkıma hizmet için çırpınacağım.
Sonrası mı?
Sizin hizmetinizi beğenmeyen, yada arazisinden dükkanından evinin olduğu yerden yol geçireceğim diye katırlarını ürküttüğünüz kişiler sizi yukarılara şikayet edecek.
Yada belediyeden haksız kazanç elde etmek, ihale almak için usulsüzlükler yapanlara göz yummak zorunda kalacaksınız.
Siz hayır deseniz bile yukarılardan baskı yiyerek bazı olumsuzluklara göz yummak durumunda kalabileceksiniz. Şikayetler haklı da olsa, haksız yere suçlansanız da mahkemelere gidip geleceksiniz.
xx
Bakanlıktan gelecek müfettişlerin vereceği raporlardan aklanarak çıkacaksınız. Yada ekibinizden birileri suç işlediyse ve göz yummak zorunda kaldıysanız, veyahutta en güvendiğiniz ve sırlarınızı verdiğiniz kişiler sizi gammazlayacaksa işiniz gerçekten zor..
Yani Belediye başkanlığı dediğin iş, kelimenin tam anlamıyla ateşten gömlek giymek..
Şahsen ülkemde yaşanan bunca olaydan sonra ben bırakın belediye başkanı adayı olmayı, atamayla bile başkan olmak istemem.
xx
SÖZÜN ÖZÜ:
TBMM’de iki dönem Mersin milletvekilliği yapan Tarsuslu Vahap Seçer, 8 yıllık belediye başkanlığı döneminde yaşananlar yüzünden bugün cezaevinde. Gerçekte, paraya, pula, şana-şöhrete ve haksız tek kör kuruşa ihtiyacı olmayan bir insan bugün bulunmayı hiç istemediğimiz bir yerde.
Sonuç olarak.. Bir Tarsuslu hemşehrisi olarak çok üzgünüm..