Antik çağda yaşam kaynağının su, ateş ve hava olduğu kabul görmüştür. M.Ö. dördüncü yüzyılda doğa filozofu Empedokles, bu unsurlara toprağı da eklemiştir…
Dört unsurdan biri olan toprak, bizim için üzerinde yaşadığımız bir kara parçası olmasının yanında bir semboldür. Tüm canlılara ev sahipliği yapan, aynı zamanda gıdasını temin eden, kendisi ile kaim bir sembol.
Toprak, içerisine aldığı tohumu, tıpkı bir anne gibi saklar, korur ve büyütür. Bunu diğer unsurların da yardımıyla yapar. Ateş (güneşin ısısı) su ve havanın katkısıyla tohum şekillenir ve büyür. Bu yönüyle toprak su, ateş ve havaya da ev sahipliği yapar.
İnsan, kendini dünyanın merkezinde görür. Oysa insanı da ayakta tutan, üzerine bastığı topraktır. Ateş denizinden buzul çağına zamanın milyonlarca yıllık emeğiyle oluşan bu eşsiz varlık, yaşamın oluşumuna tanıklık etmiştir.
İlk canlılar var olmadan, İlk topluluklar kurulmadan, ilk sözler söylenmeden yeryüzü toprakla şekillenmiştir.
Toprak cansız olarak tanımlanır, oysa içerisinde milyonlarca mikroorganizmayı barındıran canlı bir ekosistemdir. Toprağın içerisinde gözle göremediğimiz milyonlarca canlı yaşar, biz farkında olmasak da durmaksızın çalışarak yaşam döngüsünü sürdürür. Bu nedenle toprak yalnızca üzerinde yürüdüğümüz bir zemin değil, tüm canlıların yaşam kaynağıdır.
İnsanlık tarih boyunca bereketi toprakla özdeşleştirmiştir. Bir tohumun başağa, bir fidanın ağaca dönüşmesini toprağın mucizesi olarak nitelemiştir. Anadolu insanı, kimi zaman “Benim sadık yarim kara topraktır” diyerek sevgiliyi, kimi zaman “toprak ana” diyerek, annesi yerine koymuştur. Yediğimiz her lokmada onun emeği vardır.
Toprak karşılıksız verir, tek beklentisi korunmaktır. Bugün modern hayatın telaşı içerisinde çoğu zaman bu gerçeği unutuyoruz. Oysa toprağın bereketi sonsuza kadar devam etmez. Küresel ısınma, erezyonlar, yangınlar, insanlar eliyle doğa hızla tahrip ediliyor.
Toprak, bizden önce vardı, bizden sonra da var olmaya devam edecek. Bu yüzden onu sahiplenmek kadar, ona sahip çıkmaya çalışarak, kirletmeden gelecek kuşaklara bırakmalıyız.
Yaşamın gerçek zenginliği, ayaklarımızın altındaki insanlığa ve tüm canlılara hayat kaynağı olan bereketli toprakta saklıdır…
“Hayat insanı yormaz. İnsanı insanlar yorar. Hayat topraktır, hayata kuyuyu insanlar kazar.” …