Her yıl mayıs ayının ikinci pazarı, belki kutlamaların en anlamlısına ev sahipliği yapar.
“Anne” tanımı sabit kalsa da anlamı hiçbir zaman aynı kalmaz. Çünkü anne dediğimiz varlık zamanla, mekanla ve insanın kendi hayat yolculuğuyla birlikte değişen derin bir anlama sahiptir.
Çocukluk yıllarında anne, dünyanın merkezi gibidir. Her şeyi bildiğine inandığımız, sıkı sıkıya sarıldığımız, varlığıyla güven veren bir limandır. Çocukluk yaşlarında “Anneler Günü” hediyesi, boyama kalemleriyle çizilmiş, renklerin birbirine karıştığı karttan bir hediyedir. Ancak anne için bu hediye, belki hediyelerin en değerli, en kıymetlisidir. Çünkü o yamuk çizilmiş kalpli resmin arkasına eklenen iki kelime, “Seni seviyorum.” yazılmıştır…
Su gibi akıp geçen zaman büyütür bizi. O zaman, annenin de bir insan olduğunun farkına vardığımız kırılmayı yaşarız. Onun da yorulduğunu, kırıldığını, bazen fazla konuştuğunu, bazen sustuğunu, en önemlisi, çoğu zaman kendi arzularından vazgeçtiğini görürüz. İşte o zaman “Anneler Günü” biraz daha derinleşir. Bir çiçek almakla yetinmeyiz; içten bir minnettarlıkla teşekkür etme ihtiyacı hissederiz. Ama çoğu zaman o teşekkür de eksiktir, çünkü verdiği bazı emeklerin karşılığı yoktur.
Gün gelir, hayat rolleri değiştirmeye başlar. Bu kez biz sorarız “bir ihtiyacın var mı, iyi misin?” diye. O güçlü sandığımız kadının aslında ne kadar ince, nazik ve kırılgan olabileceğini anlarız. “Anneler Günü” bu noktada biraz da iç burkan bir hal alır. Çünkü artık sadece kutlama değil, fedakarlığın ve feragatın kıymetini bilme günüdür…
Ve bir de annesi artık hayatta olmayanlar vardır. Onlar için Anneler Günü, takvimdeki en sessiz günlerden biridir. Bir sesine, bir nefesine “iyi ki varsın”diyememenin ağır hüznünü taşır. Özlem dolu bir dua gibi, derinden bir ah çeker “Annem, iyi ki vardın.” der.
Belki de Anneler Günü’nü özel kılan şey tam olarak budur: Merhameti, fedakarlığı, özlemi, hasreti,karşılıksız sevmeyi barındırır içerisinde. Herkes için başka bir anlam taşır, kimisi için bir kutlama, kimisi için bir özlemdir. Kimisi için ise dile getirilememiş yarım kalmış bir cümle…
Ama ne olursa olsun, ortak olan gerçek, anne sevgisidir. Çoğu zaman yüksek sesle söylenmez. Günlük hayatın telaşına karışır, yaptığı ev işleri, her gün özenle hazırladığı yemekler onun vazifesiymiş gibi sıradanlaşır.
Anneye duyulan sevgi, en köklü, en derin bağlardan biridir. Belki bu yıl Anneler Günü’nde onlara biraz daha vakit ayırmak gerekir. Onlarla konuşmak, onları dinlemek, onlara içten bir sarılma… Çünkü bazı duyguların en doğru ifadesi, tavırla, hareketle, davranışla gösterilir.
Belki de en önemlisi, “Anneler Günü” yılda bir gün hatırlamak için değil; aslında her gün fark edemediğimiz değeri, en azından bir gün bilinçli olarak, anlamlandırarak, görmek ve kutlamak içindir…