Mersin’i önümüzdeki yakın dönemde gündelik hayatın akışında herkesi etkileyecek, sosyal ve ekonomik hayat başta olmak üzere her şeyi sıkıntıya sokacak, kentte zaman ve mekânı kilitleyecek en önemli sorun “trafik ve ulaşım sorunu”dur. Sanırım bu konuda herkes hemfikirdir ve hepimiz bu ağır endişeyle yaşamaktayız.
Bu akıl almaz ihmal, yetersizlik ve istismarın gerisinde nelerin olduğunu, hangi sorumsuz iradelerin yıllar boyunca bu utanç verici durumu yarattığını da yine hepimiz biliyoruz.
Meselenin odağında, kent içi ulaşımın bu çağda hâlâ utanç verici biçimde dolmuş sistemine bağlı olması yatar; öyle ki, kent içi ulaşım ağının bir noktasında durup bakanlar şunu görürler: Trafik yükünün neredeyse yarısı, kent içi yolcu taşımacılığı yapan minibüs, midibüs ve otobüslerden oluşuyor. Kendileri de geçim derdinde olan bu esnafın, ulaşım için nasıl boğuştuklarına, bıktırıcı trafik ağı içinde nasıl çırpındıklarına herkes tanıktır.
Oysa Mersin’e çeyrek asır önce raylı sistem yapılabilirdi, yapılmalıydı en azından bir başlangıç yapılabilirdi.
Mersin çeyrek asırdır yerel seçimlerde hem kazananla, hem de seçime tüm katılanlar tarafından hafif raylı sistem vaadiyle avutuldu.
Hadi bu utanç verici tabloyu ortaya çıkaran yakın geçmişi hatırlayalım:
Raylı sistemi ilk gündeme getiren 1999 senesinden Macit Özcan oldu.
Hatta o yıllarda Tevfik Sırrı Gür Lisesi önüne, başlangıç noktası olarak (!) bir tabela bile asıldı.
Macit Özcan üç dönem raylı sistem vaadini tekrarladı… ve seçimleri kazandı.
Masalın sonunu hepimiz acı bir tebessümle konuşuyoruz.
Daha sonra Burhanettin Kocamaz olayı biraz renklendirerek “hava ray sistemi”ni önerdi.
E bu müthiş vaadiyle (!) seçimi kazandı.
Sonuç mu? Masal yine hüsranla sonlandı!
Son olarak da Vahap Seçer iki dönem “raylı sitem” vaadiyle seçimi kazandı.
Daha da ileri gidilerek, hayali bir başlangıç noktası inşaatı bile yapıldı.
Özetle, yerel yönetime talip olan politikacıların hepsi, meselenin bu kent için en önemli hizmet olduğunun farkındadır; ama peş peşe vaatlere rağmen, dişe dokunur bir adım atılamıyor; masal masal üstüne yıllar geçiyor ve 2026 yılındaki bu utanç verici tabloya geliniyor.
Artık yerel seçimlere çok uzun bir zaman yok.
Bu seçimde halkımız yeni raylı sistem vaatlerine inanmayacaktır!
Kaldı ki böyle bir vaatle siyaset yapmaya kimsenin yüzü kalmamıştır.
Peki ne olacak?
En azından somut, gerçekleşebilir, nesnel koşulları öngörülebilir bir pratik çözüm aranabilir, aranmalıdır.
Maddî alt yapısı, ekonomik çözümleri, projenin uygulanabilme imkânları açıkça ortaya konmadan, kimse artık bu kente hafif raylı sistemden söz etmemelidir.
Öyleyse durum şudur: Gelecek seçimde, kentin ulaşım ve trafik sorunu için somut, gerçekçi, çözüm aşamaları açıkça belirlenmiş; bu konuda kente karşı siyasi kişiliğini rehin edecek öneriyle ortaya çıkan aday şanslı olacaktır.
Benim fikrim; artık Mersin’de raylı sistem yapılması mümkün değildir.
Sistem akışını kesecek sayısız alt yapı kurulmuştur.
Ola ki, bir şekilde mevcut engelleri aşabilecek bir proje yapıldı; bu kez de on yıllara mal olan gecikme nedeniyle ortaya çıkan alt yapı nedeniyle kent yıllar süren bir kaosun içine itilecektir.
Yaptığım temaslar, edindiğim bilgiler ve kişisel gözlemlerin sonucunda : Ancak sahilde, Liman ile Mezitli Deresi arasındaki kıyı şeridinde yalnızca tek bir hat yapılabilir.
Peki mevcut koşullarda kent içi ulaşım ne olacak? Çevre Büyükşehirler arasında böylesine rezil bir kent içi ulaşım ne kadar sürebilir?
Kentte trafik ve ulaşım sorunu için iki konu önerebilirim:
Birincisi şüphesiz yeni katlı kavşaklar yapılmasıdır.
Büyükşehir Belediyesi yaptığı birçok küçük, büyük, önemli, önemsiz hizmet yerine, yalnızca katlı kavşak konusunda çalışmalıdır.
İkinci konu ise bisiklet ulaşımının özendirilmesidir.
Herhalde dünyada Mersin iklim ve konumunda bir kent olsa insanların büyük çoğunluğu bisikletle ulaşımı seçerdi.
Belediyelerimiz çok güzel bisiklet yolları yaptı.; maalesef yeterince bisiklet kullanımı olmadığından yalnızca ana yolları daralttı..
En önemli pratik ve acil çözüm bisiklet kullanımının özendirilmesi görünüyor.
Bu konuda Büyükşehir yöneticilerine çeşitli çözüm önerilerinde bulundum.
Umarım yakın zaman karşılaşacağımız büyük trafik kargaşasından önce dikkate alınır. Sonrası ise çok daha köklü, etkin, gerçekçi, uygulanabilir projelere kalıyor.
Bu ise önümüzdeki yıllara dönük bir politik vizyon konusudur; sadece politikacıların değil, bizzat seçmenler olarak bu utanç verici kent içi ulaşımda yaşamaya layık görülen bizlerin de meselesidir.
Katı, tutucu siyaset yerine, kente ve insanlara hizmeti önceleyen bir yerel yönetim kavramı ve buna yön verecek bir seçmen iradesi gerekiyor.
Son söz de şu olsun: Herkes, büyük fotoğrafta ve çoğu tercihleriyle, layık olduğu hayatı yaşıyor
Bizler de layık olduğumuza inandığımız seçimler, tercihler yaparak en azından gelecek kuşaklarımıza daha anlamlı, daha yaşanabilir bir Mersin ve daha iyi bir hayat bırakalım.
HARUN ARSLAN….01 Mart 2026