Tarsus’ta “Ben gazeteciyim” diyen, yada 4 ayrı gazeteci derneklerine üye olan 200’e yakın isim çıkar.
Aralarında Gazetecilik, Basın Yayın, Televizyon haberciliği, İletişim fakülteleri gibi yüksek okulları bitiren kardeşlerimiz var.
Buna rağmen geçen dönemlerde olduğu gibi, Tarsus’a sanki gazeteci kıtlığı varmış veya verilecek görevi layıkıyla yapamayacakmış gibi birçok gazeteci dururken Ankara'lardan, İstanbul’lardan gazeteci çağırmak da neyin nesi?
Geçen dönemlerde de önceki belediye başkanları İstanbul’dan, Adana’dan gazeteci getirip burada basını idare ettirmeye çalıştı?
Sonuç ne oldu?
Hepsi arkalarına bile bakmadan gittiler.
Onların bu kente ne hayırları olduysa artık!
xx
Şimdilerde ise adı gerekli değil, bir hanım kızımız Tarsus’a Basın Müşaviri olarak atanmış. Ben kendisini tanımam. Gazetecilikle ilgisinin olduğunu, babasının da gazeteci olduğunu söylüyor. Ona da bir itirazım yok. “Sen niye bu kente geldin” diye hesapta sormuyorum.
Ben oy verdiğim adama sorarım..
“Tarsus’ta yüzlerce gazeteci varken, neden Ankara, İstanbul yada başka kentten ithal ediyorsunuz?”
xx.
Tarsus’ta geçtiğimiz aylarda Gazetecilik – Basın Yayın mezunu 4 yıl üniversitede dirsek çürütmüş olan bir kızımızın belediyede işine son verilmedi mi?
Önceki başkan , Haluk Bozdoğan döneminde işe alınış ve işini çok iyi yapan bir hanım kızımızı işe giriş dairesi Basın Yayın olmasına rağmen Temizlik işlerine sürüp “Çöp arabasına binip çöp toplayacaksın” diye mobbing uygulayan zihniyet, şimdi ithal gazeteci getiriyor.
Elbette o başkana oy verenler bunu CHP genel merkezine bildirecek, il teşkilatına anlatacak.
Sandığa gidince de bunları unutmayacak.
xx
Bizim meslektaş dediğimiz cemiyet başkanları dahil olmak üzere, bu konuya neden ses çıkarmazlar..
Bunu da bizim içimizdeki gazeteci kesimine ve başkanlara soruyorum.
xx
ESAT DURAK KARDEŞİM..
Hatırlatmak gerekirse..
Geçtiğimiz yıllarda yine buna benzer bir konu olmuştu. Mersin’de gazetecilik yapan, Mersin Gazeteciler Cemiyeti üyesi ve mesleğini çok güzel yapan bir kardeşimiz, Basın dairesine getirildiğinde birçok Tarsuslu gazeteci konuya tepki göstermişti.
“Tarsus dururken,Mersin’den gazeteci mi getirilir” diye..
Evet. Esat Durak bunları duydu, aleyhinde çalışanlar oldu.
Baktı,bizim Tarsus’taki duruma ve “Ben Mersin’e geri dönüyorum” diyerek Basın dairesindeki yada basın danışmanlığındaki görevini bıraktı. Oysa Esat bizim içimizden bir gazeteci kardeşimizdir..
Esat’ın aleyhinde olanlar bugün o hanım kızın göreve başlamasıyla gidip elini sıkıyor ve hayırlı olsun diyorsa, burada çuvaldızı artık birbirimize batırmamız gerekir.
..
BAŞKAN ALİ BOLTAÇ’A GELİNCE..
O toplantıda basının sorunlarından çok kendisini anlatan başkan, en uzun konuşmayı da Köpek Bakımevine ayırmış. Elbette ki, kediler, köpeklerde birer can..
Ama maalesef bizim bu memlekette gazetecilerin bir kedi,bir köpek kadar bile değeri yokmuş.
Bilmem yanlış mı düşünüyorum dostlar..
Yanlış diyen gazeteci varsa, o zaman o toplantıda sesinizi niye çıkarmadınız!
Gerisi teferruat!.