Deprem hayatın gerçeği...
Son günlerde ülkemizi bir yandan yangınlar, bir yandan sel afetleri etkiliyor. Özellikle Karadeniz bölgesinde dere yataklarına yapılan binalar sanki deprem varmış gibi yıkılıyor. Bugünlerde deprem olmasa da bir depremde yaşananların benzerini yaşıyoruz. Binalar çöküyor yada yıkılıyor.
Bu durum ister istemez bize deprem gerçeğini hatırlatıyor. 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde maalesef korkumuz yine deprem.. Onun yanında orman yangınları ve seller..
Özellikle ülkemizde İstanbul veya Marmara bölgesindeki deprem konusu her zaman konuşula gelmiştir. Bugün deprem olmazsa yarın olur diye insanların kafası hep depreme odaklandı.
TV kanallarında yapılan açık oturumlarda, bilirkişiler, öğretim görevlileri mühendisler hep deprem üzerine görüşlerini dile getirdiler. Ve en sonunda uzun bir aradan sonra yine adeta depremi yaşamaya başladık. Bizler Çukurova’da, Tarsus gibi güneşin ve Akdeniz’in incisi bir kentte deprem olmaz diye düşünürken, aslında deprem tüm dünyanın inkar edilemez bir gerçeğidir.
Çünkü uzmanlar önümüzdeki süreçte İstanbul gibi mega kentte daha büyük depremler olabileceğini söylemekte. Deprem olsun veya olmasın, 21. yüzyılda eksik bulunan konular giderilmelidir ki, hem insanlık adına iyi işler yapılmış olsun, hem de olası bir olumsuzlukta can ve mal kaybını fazla yaşamayalım.
Tarsus’ta da hissettiğimiz 1998 Ceyhan depremi benim unutamadığım depremlerdendir. Düşünüyorum. Aradan hemen hemen 21 yıla yakın zaman geçmiş. Bizler Adana ve Tarsus’ta da o zamanki Ceyhan depremini hissettik. Bizler Tarsus Yenimahallede gece saat 02.00’de evlerimizden kendimizi sokaklara caddelere zor attık. O zaman insanlar deprem korsusundan sabahlara kadar sokaklarda bekledi. O anki heyecan ve korkunun ne olduğunu çok iyi bilen biri olarak nerede deprem olursa olsun o anı yaşayanların başına gelen korkuyu ve heyecanı anlayabiliyorum.
Uzmanların dediği sözlere kulak verirsek..
“Deprem öldürmez, çürük bina ve beton öldürür”
17 Ağutos 1999 tarihi unutulmaz. İnşaat Mühendisleri Odası Tarsus temsilcisi Namık Kemal Büyükaslan,17 Ağustos Marmara depreminin yıldönümü nedeniyle bilgi verdi.
Büyükaslan, ‘’Ülkemizi derin şekilde yaralayıp acıya boğan 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 22.yılında bu depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz.’ diyerek üzüntüsünü ifade etti.
Sonra sözlerini sürdürdü.. ‘’ Yurdumuzun en önemli gerçeklerinden biri depremle birlikte yaşamamız gerektiğidir. Çünkü ülkemizin hemen hemen tamamı deprem riski altındadır. Bu riski bertaraf etmek için depreme dayanıklı yapılar yapmamızın yanı sıra deprem konusunda eğitime önem verilmeli ve bu eğitim çocuklarımızdan başlayarak toplumumuzun tüm kesimlerini kapsamalıdır. Deprem öncesi ve sonrası neler yapılması gerektiği konusunda halkımızı eğitip bilinçlendirmemiz gerekmektedir. Bu bilinç ne kadar yüksek olursa deprem sırasında kaybımız o kadar az olur.
Depreme hazırlıklı olmanın birinci ve temel koşulu dayanıklı yapılar üretilmesidir. Yapının planlama aşamasından başlayıp bitene kadar her aşamasında mühendislik hizmeti alması şarttır. Bunun için yapılacak tüm yapılar Deprem Yönetmeliği kriterlerine uyularak projelendirilmeli ve bu projeler eksiksiz uygulanarak gerekli denetimler yapılmalıdır. Deprem olayının afete dönüşmemesi için buna mutlaka uyulmalıdır.
Tarsus deprem haritasında daha önce 3. Bölgede gözükmekte idi, diğer bölgelere nazaran deprem riski daha azdır. 27 Haziran 1998 ‘deki 6.2 şiddetindeki Adana –Ceyhan depreminde de şehrimizdeki yapılarda kayda değer bir hasar oluşmamıştır. Bölgemizdeki aktif fayların son yüz yıldaki hareketine bakıldığında 6.0-6.3’dan büyük deprem üretmediği görülmektedir.1 Ocak 2019 da yürürlüğe giren yeni deprem yönetmeliğine göre bölgemiz riski en düşük bölge sınıfına alınmıştır. Bunun böyle olması bölgemizde sadece deprem riskini azaltmakta olup , deprem olmayacağı anlamına gelmemelidir. Burada önemli olan depreme dayanıklı yapılar yapılmalıdır.
İnşaat ruhsatı olmayan, mühendislik hizmeti almamış, deprem yönetmeliğine göre yapılmamış ruhsatsız yapılar depremde ilk hasar görecek yapılardır, böyle durumlarla karşılaşmamak için yasalara uygun yapılar yapılmalıdır.”
Deprem gerçeğini bilmek, deprem kriterlerine uygun binalar yapmak ve depremi hiç yaşamamak dileği ile..