Uzun yıllardır beklenen yağmurları alamayan bölgemiz ve Tarsus’a bu yıl bereketli yağmurlar yağmaya başlayınca hepimiz memnun olmuştu. Çünkü yağmur demek, su ve hayat demekti. Yine kuraklık olacak, barajlarımızda su kalmayacak diye tedirgin bir bekleyiş içine girmişken, Çukurova bir aydır beklenenin üzerinde yağış almaya başladı. Tabi bu gelişme hem iyi hem de kötü sonuçlara yol açabiliyor. Çünkü düne kadar barajlarda su toplanırken, aşırı yağışlar ve karların erimesi ile barajlar doldu. Baraj gövdelerinin çökmemesi için dolayısıyla biriken fazla suyun tahliye edilmesi gerekiyordu. Bunun üzerine barajdan aşırı ölçüde su verilmeye başlandı. Tabi orantısız su salıverilmesi yüzünden barajın kollarının geçtiği Berdan ve Seyhan nehirlerinde de aşırı su tahliyesi oldu, hatta Seyhan ırmağının çevresindeki köyleri sular bastı. Ekili araziler insan beline kadar sulara gömüldü. Hatta ve hatta köylerdeki evlerin çoğu su baskınına maruz kaldı.
Bu gibi olumsuzlukların yaşanmaması için Tarsus gibi bir su diyarında ve barajların bulunduğu bölgemizde bir DSİ Müdürünün olmaması da acı bir gerçek. Yıllar evvel Tarsus’ta Atatürk ilkokulunun yanında DSİ Bakımevi vardı. Birde sorumlu olarak DSİ Başmühendisi Özcan bey görev yapmaktaydı. DSİ ile ilgili bir konu olduğu zaman Özcan beyin bilgisine başvurulur, gerekli çalışmalar ona göre yapılırdı. Özcan beyin emekli olmasından sonra DSİ’nin kent merkezindeki bakım merkezi kaldırıldı, yerine yeni Maliye Sarayı yapıldı. DSİ’nin ise Tarsus’ta görev yapan bir mühendisi ve müdürü kalmadı. Sonuçta DSİ’nin yapması gereken bazı çalışmalarda da aksama olmaya başladı. En olumsuz örneklerden birini geçen hafta yaşadık. 2026 Türkiye’sinde Şubat ayının son çeyreğinde barajların tehlike altında kalmaması için salıverilen yağmur suları adeta bir sel gibi önüne ne kattıysa götürdü. Su baskınları köyleri esir aldı. İnsanlar perişan oldu. Seralar, ekili araziler, meyve bahçeleri yarısına kadar su doldu. Bu bölgede tam yetkili bir DSİ Müdürü olsa veya bu işleri koordine edecek bir yetkili olsaydı, inanıyorum ki, Tarsus’ta bu su baskınları olmayacaktı.
xx
Bu konuyu geçen gün TBMM’de İyi Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz da dile getirdi. Kocamaz plansız ve proğramsız çalışmaları eleştirdi, Tarsus’ta bir DSİ Müdürlüğünün olmamasından dem vurdu.
Oysa Tarsus’ta 1980’li yıllarda yapımı tamamlanan Berdan barajı var, birkaç yıl önce açılan Pamukluk Barajı var. Aşağı inince Kadıncık 1 ve Kadıncık 2 barajları var, ayrıca birkaç Hidroelektrik santraları (HES) var. Huzurkent Aynaz bölgesinde su tahliyesi yapan pompalar var. Kentimizin içinden geçen kilometrelerce uzunlukta ırmaklar, dereler var. Yani Hakan Bulut kardeşimin dediği gibi milyonlarca metreküp su tutabilen devasa yapılar Tarsus sınırında yer alıyor. Barajlarımız Tarsus’u su vererek olarak beslediği gibi Mersin’in birçok yerinede su ulaştırarak halkın içme ve sulama suyu ihtiyaçlarına cevap veriyor. Ayrıca elektrik üretimi yapılarak bölgemizin elektriği bu bölgedeki barajlardan üretiliyor. Sadece Pamukluk barajının su hacmi 282 milyon metreküpü buluyor. Tarsus, DSİ’nin 67. Şube müdürlüğü olan Mersin’e, Mersin ise 6. Bölge Müdürlüğü’nün yer aldığı Adana’ya bağlı.. Su baskını olacağı zaman yada barajlarda aşırı yüklenme olup bunun tahliyesine karar verileceği zaman Tarsus yerine kimlerin karar vereceği de böylece ortaya çıkmış oluyor.
Su konusunda bu kadar önemli olan Tarsus’ta DSİ’nin bir müdürü yok maalesef. Yada müdürün işini yapabilecek bir başmühendis olmalı.. Hakan Bulut kardeşim, konuya benden önce değindiği yazısında “Tarsus’ta acil durumlarda alınacak kararlar için nerelere başvuru yapılacağı meydanda. Barajdan su verilmeye başlandığında vatandaşların bilgilenmesini sağlayacak erken uyarı sistemini görende yok” diyor. Tarsus’ta DSİ’nin kurumsal yapısını hissetmek ve görmek istiyoruz. Bunun için iktidar partisinin milletvekillerinin bu konuya acilen el atması gerek.
Bu kadar barajı ve suyu, ırmakları olan Tarsus’ta işini bilen ve layıkıyla yapabilecek bir DSİ müdürünün atanmasını istiyor ve bekliyoruz.