Terör saldırıları olurken MİT neredeydi?


Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 2020 yılı bütçesiyle ilgili konuşan HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, “Bu ülkenin en komplike terörist saldırıları, Gar katliamı gibi somut durumlar devlet tarafından aydınlatılamamıştır ama bir "tweet" atmak söz konusu olduğunda, iktidarı eleştiren bir "tweet" atıldığında güvenlik bürokrasisi sabahın beşinde o "tweet"i atanın kapısına dayanmakta hiçbir beis görmez. İşte, böyle bir ülkenin Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz” dedi.

 

Tarih : 18 Aralık 2019 Çarşamba 13:49

Haber Merkezi

HDP Mersin milletvekili Dr. Rıdvan Turan, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 2020 yılı  bütçesine dair TBMM Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı. “Olağanüstü bir devlet rejimi yaşıyoruz, olağanüstü bir devlet biçimiyle karşı karşıyayız. Klasik demokrasilerde "özgürlük-güvenlik dengesi" diye, kişisel olarak "liberal bir ütopya" olarak ifadelendirdiğim bir şeyden bahsedilir” diyen Turan, “Türkiye'de ise özgürlük-güvenlik dengesi, ne yazık ki özgürlüklerin ilga edildiği, güvenliğin hemen her şeyin önüne geçtiği, güvenlikçi politikaların bütün kamusal hayatı belirlediği bir şekle dönüşmüş durumda. İşte böyle bir ülkenin Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz. İşçilerin sendika kurma hakkı anayasal güvence altında olmasına rağmen, sendikalaşma konusunda attıkları her adımın bir millî güvenlik riski olarak görüldüğü, dahası, ilan edilen grevlerin millî güvenliğe tehdit olduğu gerekçesiyle engellendiği bir ülkede Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz. Yine, Halkların Demokratik Partisi’nin anayasal güvence altına alınmış olan faaliyetlerinin bir millî güvenlik riski olarak görüldüğü, önceki dönem Eş Başkanlarımız Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ'ın sırf bu sebeple derdest edildiği, cezaevine konulduğu, onlarca milletvekili arkadaşımızın, belediye başkanımızın ve çok sayıda, sayısı binleri aşan parti çalışanımızın millî güvenlik riski olarak görülerek cezaevlerine konulduğu bir ülkenin Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz. Yine, "tweet" atanlar malum... Bu ülkenin en komplike terörist saldırıları, Gar katliamı gibi somut durumlar devlet tarafından aydınlatılamamıştır ama bir "tweet" atmak söz konusu olduğunda, iktidarı eleştiren bir "tweet" atıldığında güvenlik bürokrasisi sabahın beşinde o "tweet"i atanın kapısına dayanmakta hiçbir beis görmez. İşte, böyle bir ülkenin Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz. Çevreci kaygılarla yapılan eylemlerin altında millî güvenlik riski görecek bir güvenlik bürokrasisi algısını ve aslında kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi siyaset yürütmeyen herkesi teröristlikle suçlayan bir iktidarın yönettiği ülkenin Millî İstihbarat Teşkilatını konuşuyoruz. Yine, muhalif gazetecilerden, öğrenci eylemlerinden dolayı tutuklanmış olan on binlerce öğrenciden bahsetmiyorum, bunlardan bahsetsek sabaha kadar burada konuşmak lazım” ifadelerini kullandı.

“GAR KATLİAMI NEDEN AYDINLATILAMADI?”

Devlet bütün kurumlarıyla toplumun üzerine çöktüğünü ve devletin kendi belirleyiciliği altında olmayan kamusal hayattaki giremediği bütün ayrıntılara duhul etmeye dönük bir siyasi çalışma, bir istihbarat çalışması ve bir güvenlik çalışması içerisinde olduğunu iddia eden Turan, “İktidarın buna yönelik yaklaşımıysa, bu politikaları desteklerken diğer taraftan iktidarda kalma stratejisini yeni politikalarla -toplumun rızasını kazanmak değil- karşısındakini, siyasi muarızını zayıflatmak olarak belirlemiş durumda. Yani artık iktidar kendi varlığını ancak ve ancak muarızını zayıflatarak sürdürmek gibi bir yola ne yazık ki tevessül etmiş durumda.  Bakın "Ya, kardeşim, bak, biz de vergi veriyoruz, askerlik yaptık, bu memleketin insanıyız. Bu güvenlik bürokrasisi, bu Millî İstihbarat Teşkilatı niye bu konularda halka eşit mesafede değildir? Niye birileri, bazı odaklar daha önceliklidir? Niye halkın tümüne eşit hizmet sunmamaktadır?" falan gibi liberal ütopyaları savunacak değilim, bunları söyleyecek durumda da değilim. Ben otuz senelik sosyalistim ve bu sosyalist mücadele hayatımda Millî İstihbarat Teşkilatı gibi kurumların, Emniyet İstihbaratı, Jandarma İstihbarat gibi kurumların ve militer örgütlerin esasen bir azınlığın kendi iktidarını sürdürmesinin yol ve yöntemlerinden bir tanesi olduğunu yeterince tecrübe etmiş, yeterince deneyimlemiş bir insanım. O sebeple, asla ve asla MİT'e yönelik, MİT bütçesine yönelik yapacağım, yapmakta olduğum konuşmada "Ya, niye bu işler böyle? Mesela, gar katliamı niye aydınlatılamadı? MİT gar katliamından iki ay önce bundan haberdar olduğu hâlde bu niye engellenmedi?" falan demeyeceğim, doğası bu. Bunlar baskı ve zor aygıtları ve baskı ve zor aygıtları bütün kapitalist toplumlarda bir azınlığın iktidarını sürdürmek amacıyla işlev yaparlar. Elbette bize eşit mesafede olmayacaklar, elbette hayata bizim gibi bakmayacaklar. Ama tabii, halkımızın nazarıitibarına şunları da sunmak istiyorum: İbrahim Balı'yı biliyorsunuz. Bu adam hem Ankara Gar katliamının hem Diyarbakır katliamının hem Adana ve Mersin bombalamasının hem de Suruç katliamının sanığı olarak gösteriliyor ve hâlâ doyurucu bir açıklama alabilmiş durumda değiliz. MİT yetkililerinin, MİT'in... Bu adamın o tarihlerde Ankara'da bir otelde konuk edildiği ve yüksek düzeyli MİT yetkilileriyle görüştüğüne ilişkin tonla iddia serdedildi, mahkeme dosyalarına da girdi ama buna ilişkin herhangi bir açıklama görmedik” dedi.

 

 

Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!





 
  Akdeniz Gazetesi




 
  FLAŞ HABER
 

  BASIN İLAN KURUMU İLANLAR

 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün


  SOSYAL MEDYA
 
 

 


  

 
 
ANASAYFA BİK İLANLAR İLETİŞİM KÜNYE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
akdenizgazetesi.net © Copyright 2019-2024 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA