İYİ Partili Çelik; “Güvenlik açığı had safhada”


Türkiye’de güvenlik açığı olduğunu iddia eden İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik, “Ülkemizin demografik yapısı ciddi bir tehdit altındadır. Yirmi yılını geride bırakan AKP İktidarı: Türkiye Cumhuriyeti için ağır bir güvenlik sorunudur. Üzülerek ifade ediyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti artık, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Türkiye, bir parti hatta şahıs devleti olmamalıdır. Çürüme ve kokuşma tahammül edilemez durumdadır. Sistemli bir şekilde ülkenin talan edildiğini görüyoruz. Türkiye’ye çöküldüğüne şahit oluyoruz. Harami düzenin mutlaka yıkılması gerekmektedir” dedi.

 

Tarih : 6 Eylül 2022 Salı 13:42

Necdet TAŞ

İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'deki "güvenlik açığının" başlıca nedenin yönetim krizi olduğunu iddia etti. Türkiye'de ulusal güvenlik, ekonomi, maliye, dış politika, yargı, sağlık, eğitim gibi alanlarda zorluklar yaşandığını ileri süren Çelik, bu zorlukların, ülkeyi bütünsel bir krize götürdüğünü öne sürerek, “İktidar, ülkeyi yönetemiyor. Keyfi tutuklamalar, partizan gece yarısı kararnameleri, tehditler, kayırmalar, şaibe ve yolsuzluklar, tek adam rejiminin görünen yüzüdür” dedi. Mülteci krizinin de güvenlik açıklarından biri olduğunu ve bu krize kendiliğinden gelişen bir olay olarak bakılamayacağını kaydeden Çelik, "Ülkemizin demografik yapısı ciddi bir tehdit altındadır. Milletin alın terini, servetini Suriye bataklığına gömen iktidar, sınır güvenliği de dahil, taammüden sorumludur. Halbuki; hudut namustur, milli namus çiğnetilmiştir” şeklinde konuştu.

“BU COĞRAFYADA AYAKTA KALMAK ZORDUR”

Ülkede güvenlik açığı olduğunu savunan Çelik, “Anayasal Düzen'in ve genel istikrarın, Bilerek ya da bilmeyerek tahrip edilmiş olması, güvenlik açığının başat nedenidir. Devlet organlarında dağılma, çürüme; büyük ve nitelikli soygun, talan, zimmet, rüşvet ve irtikaplar, ekonomik krizin tüm kesimleri boğuyor olması, dış politikada geleneksel, saygın, mutemet bir Türkiye yerine; Hayalperest, İhvancı, Neo Osmanlıcı yolun benimsenmiş olması, içeride sürekli aşağılanan muhtelif toplum kesimleri nedeniyle, Milli birlik ve dayanışmanın aşırı zayıflaması, Ensar-Muhacir söylemiyle, Suriyelilerin ülkeye akın etmesine destek verilmesi, İktidarın Türkiye'ye yaptığı asırlık bir kötülüktür. Bunun realize edilebilir olması anayasal düzenin bozulması yüzündendir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ya da otokrasi, ülkeyi; vizyonsuz, misyonsuz, duyarsız, çözümsüz, ahlaksız, menfaatperest anlayışla tehlikeye atmış, Yönetim Krizini doğurmuştur. Bizim coğrafyamız netameli bir coğrafyadır. Burada egemen olmak, bunu sürdürmek, hüner ister. Bakınız; Selçuklu'da Alaaddin Keykubat Dönemi, Osmanlı'da ilk 300 yıl, Cumhuriyet'te ilk 50 yıl, Barış ve huzurun, Güvenin sağlanabildiği yıllar olmuştur. Diğer zaman dilimleri, Gerek iç, gerekse dış nedenlerle, Sürekli istikrarsızlık, çatışma ve savaş olarak görülür. Türklerden başka, en az 10 büyük Haçlı Seferine muhatap başka bir millet yoktur. Onun için Anadolu coğrafyasında tutunmak, Ayakta kalmak zordur. 1000 yıl içinde verilen şehitlerin, Haddi, hesabı da yoktur. Gazilerimiz ve ecdadımız, Büyük bela ve musibetlerden geçmiştir. Hala şehitler veriyoruz. Bilmeliyiz ki; Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatana sahibiz. Bu vesileyle, Atatürk'ümüzü, dava arkadaşlarını ve şehitlerimizi, kahraman ecdadı rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEDE YÖNETİM KRİZİ VAR”

Güvenlik açığının asıl nedeninin yönetim krizi olduğunu iddia eden Çelik, “Ülkede; ulusal güvenliğimiz, ekonomimiz, maliyemiz, dış politikamız, yargımız, sosyal, kültürel ve insani yapımız, TSK ve kurumlarının durumu, sağlık ve eğitimde yaşanan inanılmaz zorluklar, Bizi total bir krize getirip dayamıştır. Bunun birincil nedeninin yönetilememe ve yanlış yönetilme olduğuna işaret etmek istiyorum. Tek Adam Rejimi, tüm kötülüklerin anasıdır. Bunu neden söylüyorum? Çünkü bu sistemde; Devlet aklı ve ciddiyeti, Yönetim usulleri ve teamüller, Tarihten süregelen kazanımlar ve değerler tahrip edilmiştir. Tek parti iktidarının tüm belirtileri ortaya çıkmıştır. Keyfi tutuklamalar, Partizan gece yarısı kararnameleri, Tehditler, kayırmalar, şaibe ve yolsuzluklar, tek adam rejiminin görünen yüzüdür. Böylece; Milletin Devlete olan sevgi ve saygı bağının zayıfladığı açıktır. Bu, çok tehlikeli bir durumdur. İvedilikle Devlet-Millet bütünlüğünü sağlamak, Hepimizin asli görevidir. Yürütmenin durumunu sorarsanız; Milletin bütün sorunlarına duyarsızlaşmış, Gözünün görebildiği her alana rant gözüyle bakan, Gençlerin umudunu, Emeklinin huzurunu, İşçinin alın terini, çiftçinin üretimini, esnafın bereketini yok eden otokrasi, Yürütme erkini de felç etmiş durumdadır. Yüreklerimizi dağlayan şehit haberleri, Suç oranlarındaki artış, Kadın cinayetleri, Polis intiharları, Atanamayan öğretmenler ve PİKDES'lilerin durumu,  EYT'liler ve KHK'lılar, Nitelikli iş gücünün yurtdışına göçü, Keyfi gözaltı ve tutuklama kararları, Tarımın yok edilmesi, çiftçinin perişan hali, Gıda güvenliği ve güvenirliği, Enerji güvenliği, Konut ve kira fiyatlarındaki aşırı artışlar, Arkası kesilmeyen zamlar, Bütçenin 6 ay içinde erimesi, Ek Bütçe yapılması, Rant, yağma ve talan şebekeleri, Mülakat ve sınav yolsuzlukları, Uluslararası endekslerdeki hazin karnelerimiz, ilkokul yaşına kadar düşen uyuşturucu kullanımı, limanlarımızın narko-liman olarak adlandırılması, * Yabancıların mütekabiliyet ilkesi çiğnenerek ülkemizde dövizle gayrimenkul edinmesi, Namusumuz olan Türk vatandaşlığının parayla satılması, Sınırların yol geçen hanına dönüşmesi, Orman yangınlarındaki art niyet ve beceriksizlikler... Daha sayacak o kadar çok şey var ki... Diğer taraftan; Yargı bağımsızlığı, o denli yok edildi ki, Savcılar soruşturma açamaz, hakimler özgür karar veremez durumdadır. Devletin şefkatli elini, adil yüzünü vatandaştan esirgeyen bu İktidar, Günden güne ceberrutlaşmış, İnsanları tweet atmaya dahi korkar hale getirmiştir. Yargıdaki partizanlığın had safhaya ulaşması nedeniyle, Her türlü suça, yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşan, Devletin, milletin kanını emenler, Bu ülkede elini kolunu sallaya sallaya gezebilmektedir. Mesela, son günlerde sıkça duyduğumuz Sedat Peker'in iddiaları karşısında, Birçok partiden, çok sayıda milletvekili konuyu yargıya taşıdı. İYİ PARTİ milletvekilleri de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştur. KPSS'de yaşanan skandalın soruşturmasında, Nasıl oluyor da şimdiye kadar; Bir tane gözaltı, Bir tane tutuklama, Bir tane suçlu bulunamıyor? Bütün bunlar, bu milletin huzuruna kastetmektir. Bütün bunlar, bu ülkede güvenlik açığıdır. Sorumlusu da bellidir” şeklinde konuştu.

“ENFLASYON REKOR ÜSTÜNE REKOR KIRIYOR”

Ülkedeki yönetim Krizinin bir başka yansıma alanın da ekonomik kriz olduğunu kaydeden İYİ Partili Çelik, “Enflasyonun rekor üstüne rekor kırdığı, Esnafın siftah yapmadan dükkanını kapattığı, Pahalılığın katlanamaz seviyelere ulaştığı bir ortamda, Milletimiz her geçen gün yoksullaşmaya devam ediyor. Türk-İş'in raporuna göre, Gıda fiyatları geçtiğimiz ay yüzde 119 artmıştır. Yoksulluk sınırı 22 bin 442 TLseviyesindedir. TÜİK'e göre bile gıda fiyat endeksi yüzde 94,7. İşte AKP'nin ekonomi faciası... Yine TÜİK'e göre, Dış ticaret açığımız, Temmuz ayında yüzde 147 artmıştır; 10.7 milyar dolarlık bir açıktan söz ediyorum. Diğer taraftan, İktidar, tarımı çökertmiştir arkadaşlar. TÜİK'e göre tarımsal girdilerde son fiyat artışları yüzde 135. Birçok üründe yüzde 300'lere yüzde 400'lere varan artış olduğunu biliyoruz. Bir de çıkıp hiç utanmadan diyorlar ki, "Bütün dünyada enflasyon var. Onlar bizden daha zor durumda". İşte buyurun; Enflasyon oranlarında üyesi bulunduğumuz G20 ülkeleri arasında Türkiye'nin hali... Son bir yılda, Kredi ya da kredi kartı borcunu ödeyememiş kişi sayısı, yüzde 83 artışla 748 bin 437'dir. Öte yandan, TÜİK geçtiğimiz hafta ikinci çeyrekte yüzde 7.6 büyüdüğümüzü duyurdu. Büyüyenin; yüzde 1052 kar değişimiyle kamu bankaları, yüzde 417 kar değişimiyle bankacılık sektörü olduğu ortaya çıkmıştır. Peki ücretli çalışanların ekonomiden aldığı pay ne kadar? Buyurun, tablo açık. 1998'den bugüne kadar en düşük seviyedir bu. Yüzde 25.4. Ayrıca Kur Korumalı Mevduat (KKM) ve Enflasyon Korumalı Tahvil (EKV) gibi uygulamalar, milletin omuzuna yeni bir mali yük yüklemekten başka bir anlam ifade etmemektedir. Daha geçen hafta, Doğalgaza ve elektriğe zam yapıldı. Yoksulluk ve açlık sınırının altında, Hayatını sürdüren yüzde 60'ın üzerindeki nüfusumuz, geçim zorlukları içindeyken, bu zamlarla acımasız bir darbe daha yemiş oldular. Sözün özü arkadaşlar: ülkemiz; bütün alanlarda olduğu gibi ekonomik alanda da batağa sürüklenmiştir” diye konuştu.

“İKTİDAR DIŞ POLİTİKADA DA BAŞARISIZ”

İktidarın dış politikada da başarısız olduğunu ileri süren Çelik, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Dış politikada ülkemiz; iradesini kaybetmiştir, ilkelerini kaybetmiştir, dost-düşman algısını kaybetmiştir, kişiselleşmiştir, yetkin insanlar pasifize edilmiştir. Jeopolitik riskler ve dengeler gözardı edilmiştir, durduk yere yeni çatışma alanları ortaya çıkmış ve yurdumuzun dört bir tarafında savaş koşulları oluşmuştur. Demek ki; Atatürk'ün "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesi çiğnenince, Ağır bedeller önümüze gelebiliyor. Türkiye, AKP'nin oyuncağı değildir. İhvancı, Fanatik, Selefi çevrelerin ve yabancı istihbarat merkezlerinin uzantısı, Sözde dinsel görünümlü birtakım odakların emellerine alet edilemez. Ülkemizin kanayan yaralarından birisi de, Bütün uyarılarımıza rağmen, Cahilane ve rövanşist bir inatla yaptıkları tercihlerin sonucu oluşan Mülteci krizidir. Bakınız, buna doğal bir durum, kendiliğinden gelişen bir hadise gözüyle bakamayız. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener'in ifade ettiği gibi, Ülkemiz bu konuda bir "hendek ülke" haline getirilmiştir. Defalarca söylediğimiz gibi, Ülkemizin demografik yapısı ciddi bir tehdit altındadır. Milletin alın terini, servetini Suriye bataklığına gömen İktidar, sınır güvenliği de dahil, Taammüden sorumludur. Halbuki; Hudut, namustur. Milli namus çiğnetilmiştir. Evet; Tabii bir de güvenlik açığımızı doğrudan etkileyen terör meselesi vardır. Suriye'de kurdurulan PKK devleti ve YPG ordusu sadece seyredilmektedir. Sonuç olarak bir yıldan az bir süre kalan genel seçimlerin, adil, dürüst ve şeffaf yapılmasından sorumlu olanlar, İşini hakkaniyetle yapmalıdır. Bu vatanda her bir millet ferdinin, barış içinde, kardeşçe yaşaması, yüksek sorumluluk duygusuyla hareket eden yetkililere bağlıdır. Ulusal Güvenlik Stratejimiz: Vatanımızın ve Milletimizin ebedi varlığını ve Devletimizin bölünmez bütünlüğünü korumak, Halkın refahı ve maddi ve manevi mutluluğuna hizmet etmektir. Bu istikametten, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaktır. Maalesef, Bu yönde bir icraata tanıklık etmiyoruz. Evet dış dünyada inanılmaz hasımlar ve rakipler var. İç dayanışmamız ve hukuk devletinin ilkelerinin işletilmesi, onların içimize müdahalesine mâni olacaktır. Mevcudiyetimizin, bekamızın devamı için, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçiş, Bir zaruret haline gelmiştir. Güvenlik açığı, had safhadadır. Yirmi yılını geride bırakan AKP İktidarı: Türkiye Cumhuriyeti için ağır bir güvenlik sorunudur. Üzülerek ifade ediyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti artık, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Türkiye, bir parti hatta şahıs devleti olmamalıdır. Çürüme ve kokuşma tahammül edilemez durumdadır. Sistemli bir şekilde ülkenin talan edildiğini görüyoruz. Türkiye’ye çöküldüğüne şahit oluyoruz. Harami düzenin mutlaka yıkılması gerekmektedir. Devlete bir kadın elinin değmesi iyi olacaktır. Mücadelemiz bu yöndedir.”  

Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!








 
  Akdeniz Gazetesi


 
  FLAŞ HABER
 

  BASIN İLAN KURUMU İLANLAR

 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün


  SOSYAL MEDYA
 
 

 

 


  

 
 
ANASAYFA BİK İLANLAR İLETİŞİM KÜNYE GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
akdenizgazetesi.net © Copyright 2019-2022 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA